Yazanel Edebiyat
ANASAYFA FORUM FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

TÜRKÇESİ VARKEN

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

ÖTE...

Hilal ÇAPKINER

22.Ağustos.2013, 23:55

Hilal ÇAPKINER

                ÖTE

    Ötedeyim bu aralar şuracıkta, berikinin yanında. Yalnız değil de tek başıma. Avucumda Melendiz’in döktüğü yağmurlar… Köylüm yeni duasına çıktı. Sızlanmıyorum, namedir uykuma. Sükûtumu ikrara emanet ederek mevzuya geliyorum, geldim. Çıplak gözle bakıldığında görülebilen bir kılıf değildir elbette kendi’lik. Hayatın oturaklı sillelerinden ve her türlü öğütücü sömürülerden dimdirek kendin olarak çıkmak esaslı iştir. Araba farlarının aydınlatmasıyla belirmeye lüzumu yoktur “kendi” olan zatın. Gözünden tanırsın bu fırıncı küreği vakurluğu. Hayatındaki her şeyi olduğu gibi sıyırır koyar cebine. Ayıklamaz sesin tonunu, rengin koyusunu, harfin kavisini. Adamdır, âdemdir. Sesi toktur, yapayalnız şarkılar söylediği apartman boşluğunda bile. Efendime söyleyeyim, insancıllığı, anneannesinin bahçesindeki fesleğenin kokusu gibi sindirmiştir.

Faydacılığı ilkelleştirmemiş, varoluşçu oldum diye yaya yolunu terk etmemiş, anasının babasının elini öpen geleneğin ortanca çocuğu olmuş, emekli kuyruğunda kemale ermiş hanım teyzelerle Çarşamba pazarını tartışmıştır kendisi. Kendi okyanusundan nice denizlere su taşırmış, herkes her şeyi olurken hiç olmasını bilmiştir. Salon müdavimi, adabına düğme iliklemiş, -miş de -miş, -miş’tir. Kendisi içimizdendir aslen. Esas duruşa geçip kendini layıkıyla temsil etmiş nadide kişiliklerin, başarı öykülerini sıralamak değildir niyetim. Kendiliğinden olmuyor böylesi kendiler. Hamuruna kuvvet, anadan babadan miras okkalı bir emek gerek. Hemen şuracıkta sizi yaşatan kelimeler de var biliyorum. Az geride kaldı sizin ruhunuz. Efendim, biz böylesine salon çiçeği hassasiyetiyle nazlanırken kadife koltuğun minderinde, bir gün olan olur. Bir sabah uyanırsınız ve kendilik mücadelesinin yıllarınızı aldığı şu pejmürde zihn-i gövdeniz, bir salon(!) beyefendisi tarafından, üçüncü şahsa münhasır bir tavırla öteleşmiş, ötekileştirilmiştir.


Hayata dizelediğiniz tüm tahayyülleriniz, akademisyenlere tez niyetine sunulabilecek kalemdeki yaşam felsefeniz, hiçtir. Biricik sandığınız evveliyatınızın başucunda, doğumunuz şehrinizin plakasına indirgenmiş halde, seri numarasından ibaret bir kafakağıdısınızdır. Müsvettelerinizin içine itilmiş buluverirsiniz kendinizi. İsimlendirilerek bir başlığın altında çoğaltılmış olmanız da mümkün. İçinizde çoğalan milyonlarca sizden bihaberdir failler. İşin kötüsü kim olduğunuza inandırılışınızdaki ham hiçleştirmeyi yermeye meyledemeden, kara talihi sırtlanır bir köşede hüzünlenirsiniz. Sınıflandırılmış yahut sınıfsızlaştırılmış bir köhneliğin karartısı çöker üzerinize. ‘Ben olma’nın, benliği çekip çıkarır kendini sizden. Böyle böyle sinersiniz; haddini bilmeyen cüretlerin beylik cümlelerinde.

Kendiniz olma kaygısına düşmeyi aklınıza düşürürseniz ne ala. Kanıksadığınız yeri nasıl hak ettiğinizi merak edip Bostanlı İskelesinin denize dönük duvar dibi banklarına yığılıp akşamı edene kadar olasılıklarla kendinizi çevrelersiniz. Karşı kaldırımda mısınız yoksa o kaldırıma bakan mı? Kendilik menziliniz içinde dost tuttuğunuz hain failler mi vardır? Yoksa rutubette unutulmuş birkaç vasıfsız hal mi? Aslında güveninizi gedikleyen birilerine sofralar kurmuş, gazeller yağdırmış olabilirsiniz. Hemhal görüp de dahil olduğunuz fikir çevrelerinin demokrasisinde ikindi kahvaltısında kullanılmış da olabilirsiniz. Yanlış insanlara güvenmek, yanlış otobüse binmek gibidir. Artık istediğiniz yere değil onun götürdüğü yere savrulursunuz; zavallı ve çaresizce. “Yazık oldu Süleyman Efendiye!” ve “Sen de mi Brütüs ?” dersiniz soluğunuz egzoz gürültüsünde kaybolurken. Ötekiliğin sürüsüne dâhilsinizdir artık. Stockholm sendromuna bulaşmadan ayılın, ayıklanın, ayaklanın. Herkesin basireti kendinedir lakin Metin Üstündağ'ın da dediği gibi "Bizim oraların ötekileştirmesi meşhurdur." ahali! Alabildiğine koş arkana bakmadan, kimliğini kurtar. Seni senden ayıran kelamlara yol ver. Bu sensin. Kimse hiç sen olmadı. Şimdi sen, sen ol ötendekine bile öteki deme. Sen sensin, onların hiç olmadığı kadar ve onların hiç sen olmayacakları kadar. 


“Gediklerimi silkeledim, az öteden. Her cürüm kadar yeniden doğdum bugün. Darısı size…”

  Eyvallah.

 Hilal ÇAPKINER


Bu haber 2439 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Halil MANUŞ Halil MANUŞ
BANA NE Kİ
Arzu METLİ Arzu METLİ
HAYATIN İŞARETLERİ
Ozan ERBABİ Ozan ERBABİ
MUSTAFA KEMAL’İM
Bayram AKTAŞ Bayram AKTAŞ
İNSANIN KIYMETİ
Bekir ÜNVER Bekir ÜNVER
YİNE HAZAN, YİNE HÜZÜN
Mustafa BATMAN Mustafa BATMAN
GÖZLERİ PERİ BİR DENİZ KIZI
Mahmut ÇAĞATAY Mahmut ÇAĞATAY
BİN OLURUZ
Gazi KARABULUT Gazi KARABULUT
ÖZLÜYORUM
Mustafa METLİ Mustafa METLİ
YOKSUN
Mesut YAZANEL Mesut YAZANEL
BİRAZ DA ARABESK
Erhan EROĞLU Erhan EROĞLU
NİĞDE KALESİ AHMEDEK BÖLÜMÜ
ESAT HALAÇOĞLU ESAT HALAÇOĞLU
ANNEMİN ARDINDAN
İhsan UĞRAŞ İhsan UĞRAŞ
BİZİM ÇOCUKLUĞUMUZDA
Aydın UZKAN Aydın UZKAN
LÂL CERİHALAR
Veli HAYTA Veli HAYTA
''NE OLURSAN OL GEL'' EĞİTİM ŞART
Bestami NAR Bestami NAR
BAHAR GELDİ Mİ ?
Mehmet KESKİN Mehmet KESKİN
YOK..
A. TEMİR A. TEMİR
Gerçek Kahramanlara Mektuplar
Aydın ORHAN Aydın ORHAN
öYLECE
Yunus KIZIL Yunus  KIZIL
GÜNEŞ NE ZAMAN DOĞACAK?
Özcan CANPOLAT Özcan CANPOLAT
MUHAYYELAT
Hilal ÇAPKINER Hilal ÇAPKINER
ÖTE...
İbrahim YILMAZ İbrahim YILMAZ
MUHALİF RÜZGAR
Ümit SİVRİKAYA Ümit SİVRİKAYA
FUTBOL TERÖRÜ
Bekir ÇINAR Bekir ÇINAR
DOĞRU KONUŞALIM DOĞRU YAZALIM
Birgül UZUN Birgül UZUN
UZAKLARDAKİ ZEYTİN AĞACI
Osman DEMİRTAŞ Osman DEMİRTAŞ
Bakıp da Göremediklerimiz

YAZAN-EL EDEBİYATA DAİR - Edebiyata ve Sanata Dair Ne Varsa Bu sitedeki eserler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununca korunmaktadır.
RSS | Yazar İçin | Yazarlık

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi